● яσ¢κeя   τeam ●
Merhaba misafir!Foruma hoşgeldiniz.Forumdan daha fazla yararlanmak için giriş yapın ya da kayıt olun.

BK:Engin Günaydın'la Ev Arkadaşıydık!

Aşağa gitmek

default BK:Engin Günaydın'la Ev Arkadaşıydık!

Mesaj tarafından MyChazy Bir Perş. Ağus. 21, 2008 12:39 pm

Komedi bıçak sırtındadır büyük ciddiyet gerektirir

Tiyatro dünyasından ekrana geçen okullu oyunculardan Binnur Kaya...
Yabancı Damat dizisinin Nazire’si, komedi, oyun ve gerçek hayat
arasında, Ankara’dan İstanbul’a uzanan tek kişilik yolculuğunu ve
yaşadıklarını anlattı

Binnur Kaya 1972 yılında babası spor muhabiri Mustafa Kaya yılın en iyi
gazeteci ödülünü aldığı sırada doğmuş ve evin uğuru sayılarak büyümüş.
“Çocukluğumun bütün kokuları Ankara’da” diyor. Bilkent Üniversitesi
tiyatro bölümünü bitirdikten sonra İstanbul’a gelmesinin sebebi ise
aşk! İstanbul’a öyle aşık ki Ankara’dan, “İstanbul’un saçlarını taramak
için” geldiğini söylediğinde gözleri buğulanıyor. İşte Binnur Kaya’nın
1995 yılında başlayan, tiyatro ve dizilerle devam eden oyunculuk ve
İstanbul macerası...

- Ekranda izleyenlerini güldüren bir kadınsınız... Peki hayatta durum nasıl?
Komedinin çıkışı bu duygusallıkmış gibi geliyor bana. Komedi ciddi bir
iştir. İzleyenler için öyle görünmeyebilir ama... Uymak zorunda
olduğumuz bir senaryo, bizden ortaya konması beklenen şeyler var.
Dolayısıyla kamera karşısına geçip kafamıza göre komiklik yapmıyoruz.
Çok fazla disiplin gerektiren bir iş yapıyoruz. Komik olacağım derken
komik duruma düşmek de var. O yüzden bıçak sırtında bir iştir. Büyük
ciddiyet gerektirir.

- Ağlatan olmak daha mı zor?
Oynadığım karakterlerden memnunum, ayrıca seçenekler benim elimde
değil. Benim en büyük lüksüm bana sunulanların içinden seçim yapmak.
Bana oyna dendiğinde, işimi yapar oynarım. Hangi mesleği yapıyor
olursam olayım, bizi kurtaracak şey çalışmaktır; bunu biliyorum.
Yalnızlığımızı da dağıtacak şey budur. Ancak başarısız olma hakkım da
var, her insan gibi. Farklı bir karakter oynayıp başarısız da
olabilirim, bu benim için sorun teşkil etmez. Bu işi severek yapıyorum,
ayakta kalabilmek için hırsla çalışıyorum. Başarı büyük bir lükstür
severek yaptığınız işte... Başarısızlık da deneyimi getirir, o yüzden
korkunç bir şey değildir.

İSTANBUL SOKAKLARINDA YOLUMU ZOR BULURDUM
- İlk iş deneyiminiz nasıl oldu?
Bakırköy Belediye Tiyatrosu’na girmiştim. Bir süre orada çalıştım ve
tesadüfen bir arkadaşımın önerisiyle Hülya Avşar Show’da Asiye
karakteriyle çıktım televizyona. İlk dizim de Kaynanalar oldu. Benim
için ayrı bir önemi vardır. Çünkü o diziyi ailecek oturup seyrederdik.
Daha sonra Engin Günaydın’ın yazıp yönettiği Dış Kapının Mandalları
dizisinde oynadım. Keyifli günlerdi.

- Neden İstanbul’a geldiniz?
İstanbul’la aramdaki özel mesele için geldim... Gerçek bir İstanbul
aşığıyım. İstanbul’un saçlarını taramak, ona dokunmak istedim. Küçük
bir animasyon işi vardı, kalacağımı hiç düşünmezdim.

- İstanbul sizi en çok nasıl zorladı?
Karşıdan karşıya geçme sorunu yaşıyorum hâlâ... Paniğe kapılırım çok
araba karşısında. Ama en çok adresleri bulamama sorunu yaşadım. Her şey
o kadar karışık geliyordu ki... İlk geldiğim zamanlar çok taşındım; evi
bilen arkadaşlarım olmasa, ertesi gün evin yolunu bulamıyordum.
Ankara’yı özlediğim zamanlar çok oluyor. Neticede çocukluğumun bütün
kokuları Ankara’da...

- İstanbul senin için ne ifade ediyor?
İstanbul kadın gibi bence. Bu kentin henüz kimsenin bilmediği,
İstanbul’un da anlatmak istemediği anıları var. Burada yaşarken onları
keşfe çıkabiliyor, şanslıysanız görebiliyorsunuz. Acıklı bir durumu da
var bunun yanı sıra. Geçmişteki tüm gösterişli hayatından sonra, hoyrat
kullanılmış sanki. Taşı toprağı altın mı bilmiyorum ama, altın gibi bir
kalbi var İstanbul’un. Deprem haberlerini duyduğumda en çok İstanbul’a
bir şey olur mu acaba diye tedirgin olurum. İnsanlar ve anılar yok
olacak diye korkarım.

- Yeni projeler var mı?
Engin’in yazdığı “Hücreler” adında bir oyuna hazırlanıyoruz. Engin
kazandığı tüm parayı bu oyuna ayırıyor. Her şeyini kendisi yapıyor,
yazıyor, yönetiyor, dekorunu kendisi hazırlıyor. Özellikle dekora çok
çok para harcadı. Bununla rahat rahat iki ev satın alabilirdi.

- Engin Günaydın’ınla samimi bir arkadaşsınız anladığım kadarıyla...
Evet, ev arkadaşıydık bir dönem... O da Ankara’dan geldi. Ben
İstanbul’a yerleştikten sonra samimi olduk. Anadolu yakasında
oturuyordum ve tiyatro için Bakırköy’e geçmek zorunda kalıyordum. Bir
süre sonra çok yorucu olmaya başladı. Engin, Beşiktaş Kültür
Merkezi’ndeydi o sıralar. Eh normal olanı aynı evi paylaşmaktı.
İstanbul’a geldiğimde bana çok büyük hediye oldu Engin. Engin, Emre
Kınay, Tolga Çevik. İstanbul’un en güzel hediyesidir bu arkadaşlarım.

- Nasıl yaşıyordunuz?
Hayatımın en güzel ve özel dönemlerindendi. Çok zorluk yaşadık ama
kahkahalarla karşıladık. Öyle çok güldük ki... Bazı dönemler hiç para
kazanamadık. Ama mutsuz olmadık.

- Geleceği düşünüyor muydunuz?
Şimdi olduğumuz yerlere gelmeyi o zamanlar kendimiz için hiç düşlememiştik. Birbirimiz hakkında başarı öyküleri çiziyorduk.

- Bugün sizi sokakta tanıyorlar mı?
Evet ama hep Nazire diyorlar. Keşke beğendikleri oyuncunun ismini iki dakika ayırıp öğrenseler. Gerçekten çok seviniriz.
avatar
MyChazy
!! Broken !!
!! Broken !!

Kadın
Terazi Domuz
Mesaj Sayısı : 4592
Yaş : 23
Location : RockerTeam
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Aktiflik Puanı :
100 / 100100 / 100

Ruh Hali :
Reputation : 1150
Points : 2147581007
Kayıt tarihi : 14/03/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz